Sayfalar

10 Eylül 2015 Perşembe

Kendi işimi kuruyorum


25 Yıldır çeşitli firmalarda çeşitli pozisyonlarda çalıştıktan sonra nihayet kendi işimi kurmaya karar verdim. 

Benim gibi kendi işini kurmak isteyenler için günlük yazmaya karar verdim. 

İlk önce şirket kurma aşamasında ve öncesinde takip ettiğim yollar hakkında kısaca bilgi vermek istiyorum:

1. Aşama Şirket kurmadan önce yapılacak işler:

Konu ile ilgili olarak tavsiye alın. 

Sizin yapmayı düşündüğünüz işle ilgili daha önce kendi işini kurmuş insanlarla ya da müdür pozisyonundaki deneyimli kişilerle görüşün ve onların çok değerli sizin aklınıza ilk etapta gelmeyen önerileri olabilir. Bir muhasebeci ile konuşun. Tanıdığınız ya da size tavsiye edilen bir muhasebeci olabilir. Mümkün olduğunca bilgi toplayın bu daha sonraki karar verme aşamalarınızda size yardımcı olacaktır. (Eğer karar verme yeteneğizi geliştirmek istiyorsanız, şu videoyu izlemenizi öneririm. Dr.Zafer Akıncı Doğru Karar verme ile ilgili çok güzel bilgi veriyor https://www.youtube.com/watch?v=N_EgjwxSP1I ve https://www.youtube.com/watch?v=moWKNeevqLo) 


Şirket tipinde karar kılın: Yeni başlayanlar ve tek kişi işletmeleri için şahıs firması hem kurması açısından hem işletmesi açısından hem kolay hem maliyeti uygun. Ben de şahıs şirketi olarak açmaya karar verdim.

Firma ünvanınız üzerinde iyi düşünün: Firma ünvanını serbestçe belirleyebilirsiniz ancak logo çalışmalarına yatkın olması ve kolayca telaffuz edilmesi (yerli ve yabancı dilde) üç heceden fazla olmaması, bir şekilde açıklaması olması işinizi kolaylaştırır, içinde o harfi geçerse o harfini logoda şekillenmesi kolay oluyor. Ayrıca bu ünvana uygun .com alan adı müsaitmi mutlaka bunu da ünvan belirlerken dikkate alın.

Ofis lokasyonuna karar verin: Başlangıç için home ofis ya da ekonomik bir ofis seçebilirsiniz eğer evde çalışma disiplininiz zor oluyorsa. Ben daha önce aynı bölgede çalıştığım için EGS Business Center içinde yer alan eOfis​ e karar kıldım. Başlangıç maliyetinin çok düşük olması ve saygın bir lokasyonda yer alması benim için öne çıkan özellikleriydi. Bunun haricinde, telefon numarası, internet elektrik ve su gibi hizmetler kiraya dahil. Başlangıç için ideal.

Web sitesi: Alan adını ünvanınıza göre kontrol ettikten sonra, size uygun gelen bir web hosting servisinden yararlanabilirsiniz. Ben bilgisayarcıma ve bir freelance tasarımcıya danıştıktan sonra kendim yapmaya karar verdim. Daha önce web tasarımı kursunu bitirdiğim için biraz aşinalığım var eğer sizin hiç yoksa birisinden yardım alın. Web sitemi TR.wix üzerinden aldım hazır şablonlar var. Fiyatı başlangıç için uygun,ve esnek, ancak e posta için ayrı hizmet satın almanız gerekiyor google adds üzerinden ise pahalı. Bunu Doruk.net ten sadece mailbox hizmetinden yararlanarak aşmayı planlıyorum. Ayrıca TR.wix için söylüyorum ilk düzenlemeye başladığınız template kalıcı oluyor.

Kartvizit tasarlayın:
Burada ayrıca tasarımı ilgilendiren kartvizit üzerinde de düşünebilirsiniz. Kartvizit için eğer çabuk sonuç almak istiyorsanız, bir kırtasiyecide ozalitçiler sanıyorum taslağı verip bastırabilirsiniz. Benim kartvizitimi ise Gokhan adında bir grafiker arkadaşım hediye olarak yaptı.


Bilgisayar programları: Eğer başlangıçta çok detaylı çalışmak istemiyorsanız, her kullanışlı programın bir open versiyonu var. Bilgisayarınızda sadece lisanslı program ya da open source program bulundurun. Benim kullandıklarım
Openoffice.org ve görsel işleme için Paint.net ve Inkscape

Şimdi geldik harekete geçmeye: Alt yapı ile ilgili olarak her şey için araştırma ve hazırlığımızı yaptığımıza göre artık harekete geçebiliriz. 

Ofis için bir kontrat yapıyorsunuz. Home office ya da kiraladığınız yer. 
Bu kontratla birlikte ikametgah kağıdı ve noterden çıkartacağınız imza beyannamesi ve muhasebeci vekaleti ile muhasebecinize başvuruyorsunuz.

Muhasebeciniz sizin adınıza vergi dairenize açılış evrakları hazırlıyor ve başvurunuz hemen yapılıyor. Benim başvurum 03 eylülde yapıldı. 07 eylülde ise ofisimde vergi memurunu yoklama için bekleyeceğim.

Vergi memuru geldikten sonra, yoklama kağıdı ile resmiyet kazanıyorsunuz, Muhasebeciniz sizin için başlangıç faturanızı ve irsaliyenizi onaylatıp teslim ediyor. Böylece müşterilerinizi karşılayıp, faturanızı kesip ticari faaliyetinize başlayabiliyorsunuz. Bol şanslar Allah yolunuzu açık etsin!

Maliyet:
Ofis Kirası: Anlaşmanıza bağlı
Muhasebe ücreti: 250 TL
Noter vekaletname: 80 TL
İmza beyannamesi: 40 TL
Fatura irsaliye Kaşe: 100 TL
Web alan adı/hosting: 300 TL
Kartvizit basımı: 100 tl
Ticaret odası kaydı : 150 TL (isteğe bağlı)

İsteğe bağlı: İşinizle ilgili olarak ticaret odalarına kayıt olabilirsiniz. Bazen ücretsiz eğitimler düzenleniyor ya da vize almak için faydalanabilirsiniz. Ben başlangıç olarak İstanbul Ticaret Odası ve İngiliz-Türk Ticaret Odasını seçtim
(Edit: 10 Aralık itibari ile Ticaret odası kaydım başarıyla gerçekleşti. Ticaret Odası kaydı için ilk önce firmanızı Mersis'e kaydettirmeniz gerekiyor. Burada yazacağınız faaliyet konusu ile Noterde yaptıracağınız Unvan talepnamesinde adres, faaliyet ve unvanın aynı olması gerekiyor. Benim ilk evrağım red yedi. Ünvanda Danışmalık ibaresi olmazmış. Adres tutmuyormuş çünkü noter Vergi levhasında yazan adresi baz almıştı, ve faaliyet konusundan iki maddeyi onaylamadı.

Ticaret odası sevdam yaklaşık olarak 505 tl Ticaret Odası (Sicil dahil) noter iki evrak 80 tl olmak üzere 600 tl olarak maloldu. Perpa'daki bürosuna gidince inanılmaz sıra var. Sabah erken giderseniz iyi olur. Veznelerde sıra bekleyene kadar bankadan da ödeyebiliyorsunuz. Sonra tahakkuk fişi ile birlikte evrakları alıyorsunuz.

İşlemler: 
1: http://mersis.gumrukticaret.gov.tr adresinden mersis kaydı açıyorsunuz. Mozilla ile çalışıyor. Google izin vermiyor
2: http://www.ito.org.tr/ adresinden ise iki adet form dolduruluyor. Biri başvuru diğeri ise Sicil memurluğuna dilekçe
3: Mersis'te oluşturulan belgeyi noterden onaylatmanıza gerek yok. Ancak ticaret odasını aradığınızda önce noter onaylı alabilirseniz alın noter yapmazsa bu taahütname kağıdına 3 imza atarsanız kabul ederiz diyor. Tabiki sadece 3 imza atarak noter onayını yaptırmadım.
4: Noterden tescil talepnamesi hazırlanıyor mersiste oluşturulan taahhütnamedeki bilgilerle.

(Edit: 15 Aralık: Yardımcı müdür evraklarımı reddetti. Sebebiyse ünvandaki danışmanlık ibaresi ve faaliyet konusunda iki maddeyi uygun bulmaması. Evraklarımı yaptırmadan önce evraklarımı iade eden müdürle konuştum. Tekrar notere gidip tekrar red yememek için ne yapmam gerektiğini sordum. Onun gözetiminde yeni metni ve ünvanı hazırladım. Bu kez ticaret kaydım yapıldı)

Başarılar)


Yükümlülükler: İş güvenliği yasası gereği risk değerlendirme analizi yaptırmak gerekiyor ancak henüz şirketimde çalışan (stajyerde olsa) olmadığı için bu kapsamda değilmişim. Eleman çalıştıranlar ise mecburen bu analizi yaptırmak zorundalar. (6331 sayılı İş sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 2 nci madesinin 2 inci fıkrasının (ç) bendi uyarınca )

07 Eylül:
Senelerdir kendi işimi yapmanın hayalini kurmuştum. Bir hayalim daha Allah'ın izniyle gerçek oluyor, çok heyecanlı olurum diye düşünmüştüm ama rutin bir iş gününe kalkar gibi kalktım. Hayalini kurarken bile heyecanlanmıştım halbuki... 10:00 gibi ofisten içeri girdim, hazır ofis olduğu için tüm alt yapı hazır ve yalnız değilsiniz, işte sekreter karşılamaya hazır. Masam hazır, internet hazır bilgisayarımı açıp, içecek bir şeyler almaya mutfağa gittim sanki yeni bir işyerinde çalışmaya başlıyor gibi... Çok olağan. Bugün eşe dosta haber vermekle, facebook üzerinden açmış olduğum sayfaya bilgi girmekle geçti. Ayrıca bu iş merkezinde daha önce çalıştığım için her yere aşinayım, eski iş komşularımı ziyaret ettim. 6'da işten çıktım. Senelerdir sabah hep işe geç kalmışımdır ancak her zaman 6'da çıkmaya sebat etmiştim bu düzen aynı devam etti. 

08 Eylül: 
Bugün de olağan bir şekilde başladı. Halen kendi işime değilde bir şirkette işe başlamış gibi işime gittim. Öğlen ilk resmi ziyaretçim geldi! Vergi memuru tabiki, yoklama yapmaya geldi. Artık firmanın varlığı resmi olarak onaylandı. Bütün gün web sitesi üzerinde çalışmayla ve eşe dosta mesaj atmayla çarçabuk geçti. Eski bir komşu firmayı ziyarete gittim, kart bırakmak için. Orada tesadüfen bulunan bir imalatçı bizi firmasına davet etti yeni ofis açtığımı duyunca. Sanıyorum sahneye yeni aktörler girecekti. Yeni düzene giderek ısınmaya başladım. Akşam ilginç bir şey oldu. Salı akşamları Vakfa gidiyorum ve 7'de başlıyor toplantı. Müdürümden de akşam 10 dakika erken çıkabilir miyim diye sormak istemediğimden hep 7:10 gibi yetişebilirdim. Sonra kendi .kendime düşündüm, hey Fatma artık sen kimseden izin almak zorunda değilsin, dilediğin gibi erken çıkabilirsin. Birden bu iş yeri sahibi olma konumu sevimli gelmeye başladı. İçim aydınlandı.

09 Eylül: Bugün tarifsiz bir şekilde erken uyandım ve tekrar uyuyamadım. İlk günlerde görünmeyen heyecan yeni başlamıştı. Artık kendi işim vardı ve ben ona hazırlanacaktım, artık bu benim gerçeğimdi. Öğlen ilginç bir şey daha oldu. Yemek için ofisten çıkarken alışkanlık olduğu üzere sekreter hanıma ben yemeğe çıkıyorum diye söylemek için ağzımı açtım sonra kendi kendime dedim ki, Fatma artık sen yaptıklarından kimseye haber vermek zorunda değilsin, sadece çıkıp gidebilirsin. 25 senenin alışkanlıkları kolay değişmiyor, tekrar bir gülümseme aldı beni. Öğlen yemeğe çıktığımda fiyatların artmış olduğunu gördüm. Çalışırken öğlen yemeği olarak bütçem vardı ve yetmediği zaman patronla konuşmak kolaydı şimdi kiminle pazarlık yapacağım:) bu konuyu gündeme almaya karar verdim henüz yemek bütçesi yapmadım. Ama bir ara yapacağım söz:) Beynim henüz bir işveren beyni gibi çalışmaya uyarlayamadı kendini.. Bugün daha çok sevdim kendi işinin sahibi olma fikrini. Bütün gün web sitem üzerinde çalıştım, facebook üzerinden arkadaşlarımın tebriklerini kabul ettim.

Kendi işimi açtığımı duyan arkadaşlarımdan gelen ilk yorum tebrikler ve nasıl cesaret ettin oluyordu. Bu sorunun cevabı benim için, maaşlı bir işten elde edebileceğim maddi ve manevi kazançların en üst sınırına gelmiştim ve artık daha fazlasını istiyordum, bu daha fazlası için maaşlı işin faydalarını gözüm görmeyecek hale gelmişti.


14 Eylül: Vergi levham geldi ancak nace kodunda sıkıntı var. Değişmesi için dilekçe verilecek. Bu ikinci haftam işyerimde bu hafta ise ufaktan firma ziyaretlerine başlayacağım. 

15 Eylül: Bugün iki ziyaretçim vardı ofisimde. Web sitemin içeriği hakkında konuştuk, içerik işlerini ona pasladım ve ayrıca güzel bir fikir de verdi Aws. Seminer odasında iki saatlik ücretsiz dış ticaret semineri. Kendisi Business System Information öğretmeni. Eğer sen de yarım saat konuşursan harika olur dedim. Kabul etti. Önümüzdeki günlerde bu konu üzerine düşüneceğim. İş kurmanın güzel yanı fikirlerin sağdan soldan önünüze çıkması, kötü yanı ise maddi manevi destek olur diye başlangıçta düşündüğünüz kişi yada firmaların çoğunun ölüm sessizliğine bürünmesi... Allah'tan ki sıfır müşteri sıfır iş diye hesap yaparak yola çıkmıştım. Hayal kırıklığına uğramadım sadece biraz içim burkuldu. Maddi manevi destekler hiç ummadığım yerden geliyor Allah'a şükürler olsun.

18 Eylül:  Hani deniz yolculuğuna çıkarsınız ve kara arkanızda kalır bir müddet bakarsınız ve gözden kaybolup, artık denizde olduğunuza iyice kanaat getirince kafanızı çevirip ileri bakmaya başlarsınız ya, işte ruh halimi en güzel bu anlatıyor, bütün çalışmalar, acabalar, ne olacaklar yerini arka sıralara bıraktı ve yüzümü ileriye döndüm. Dil okuluna Malta'ya gitmiştim. Orada bir oda arkadaşım vardı. Şimdi iş arkadaşım oldu. Ekim ayında fuara geliyor İstanbul'a ve ben de onunla birlikte fuara katılıyorum. Böylece yeni firmamda ilk resmi işlemimi yapacağım. 


12 Ekim: 1 - 4 Ekim tarihleri arasında Led&Lighting fuarına IECOL firmasına yardımcı olmak üzere fuara katıldık. Yorucu ama güzel bir fuar geçirdik. IECOl firması Çin firması olduğu için fuarda Çinle ilgili bir sürü bilgi edindim, genel olarak herkesin bir güven sorunu var. Ana şikayet; Türkler ve diğer ülke insanları Çin firmalarına güvenmiyor, genelde sipariş açıldıktan sonra 1 konteyner iyi 2.konteyner iyi geliyor. 3.de yüklü sipariş açıldığında ise ya fabrika kapanıyorr ya da mal çöp geliyor. Konuyu her iki taraftan da inceleme fırsatım oldu. Çinli firmalarda Türkiye'ye gönderilen malzeme vesaik geldiğinde bakiye alamadığından şikayetçi, o nedenle parayı tahsil etmeden malı salmıyor. Uzun yıllar Çinle iş yapan bir firma sahibi şu bilgileri paylaştı, Çinle iş yapmayı düşünen kişilere yardımı olabilir. Çin'de yok diye bir kelime yok dedi. Örneğin bir şişe sorarsınız kaç para 10 lira, 9 olur mu olur, 8 olur mu olur, 7, 6, 5 olur siz düşünürsünüz çok iyi pazarlık yaptım, halbuki Çinli bir kesik atmadan ürünün fiyatını bir cent bile düşürmez, yani sizin numune şişe örneğin 40 gr'dır ama üretimden çıkan 15gr olur elinizde kırılır gibi.. Diğeri Çin tabiki çok büyük pazar ve tüm dünyada mal yaptırıyor, ancak Avrupalı malı kontrol etmeden malı yükletmez, bizim iş adamları ise parayı öder, ülkesine döner malı bekler, artık ne gelirse çer çöp bahtına iyi de gelebilir ve bir de bence en önemlisi bu, firma patronu ne kadar iyi olursa olsun iş üretim müdüründe biter dedi, genelde üretim müdürleri fabrikayı yakar. Adet yüksek olduğu için üretim müdürü bir yan malı kazanç elde etmek için ürüne katarsa ürün çöp olur ve üretim müdürü fabrikayı satmış olur... Yani patron ve ürün çok iyi olabilir ancak hep aynı malı alacağınızın garantisi yok. 

Olay Çin tarafında ise şöyle, çok büyük bir haksız rekabet var; aynı malı yarı fiyatına sunabiliyorlar ancak Bayan Li şöyle açıklıyor, bu firmalar sadece siparişi alıyor, maaş ödemiyor hammadde parası ödemiyor malı yüklüyor sonra kapatıp gidiyor biz ise 6 senelik bir firmayız ve düzgün malzeme/hizmet vermek istiyoruz... Benim aklıma ise şöyle bir şey geliyor, Firma arka planını kontrol etmeyen firma rus ruleti oynar, şanslı ise kar eder, değilse parası yanar.

Tabiki bir sürü insan Çinle iş yapıyor ve yapacaklar da. Soru şu sorun var okey ama çözümü nedir? Burada uluslararası gözetim firmaları devreye girebilir. SGS gibi sizin adınıza ürün kontrolünü yapıp malın uygun üretilip üretilmediğini denetler. Dİğeri ise AON gibi risk sigortası yapan firmalardan sigorta yaptırılabilir, yani fabrika kapanması, kötü niyetli üretim gibi (Navlun sigortasından farklı olarak)

Fuarda bir sürü güzel insanla tanıştım, Çin standında bir Türkle karşılaşınca insanlar önce şaşırdılar ama sonra çok daha kolay oldu anlaşmak



15 Ekim:Kendi işimi yapmaya başlamadan önce, firma sahibi olunca işlerin daha kolay ilerleyeceğini düşünüyordum halbuki çok kısa sürede şunu öğrendim ki, patron ya da müdürün yerini müşteri alıyor ve ben aynı bir iş görüşmesinde ki gibi kendi deneyimimi ve hizmetimi almaları için müşteriyi ikna etmeliyim! ki işi alabileyim eskiden işe alınabileyimdi...

22 Ekim:Fuarda bir kişiyle tanışmıştım. İstanbul'dan mal alımı yapıp yurtdışına gönderiyor. Stratejik olarak çalışma kararı aldık. İstanbul'dan çok çeşitli malzeme almak istiyor ancak bu da şöyle bir duruma yol açtı, çok fazla imalatçı çok fazla ürün var. Aralarından seçim yapmak için hem ürünü hem firmayı seçmek gerekiyor bu da deli gibi iş demek. Başlangıçta uğraştıracak gibi görünüyor ancak bir zaman sonra kendi network'um olacak o zaman işler daha kolay ilerleyecek. Ayrıca bir arkadaşım İstanbul dışından bir arkadaşına beni tavsiye etti. Onunla ise ihracata yönelik danışmanlık yapacağım. İşler gittikçe yoluna giriyor, müşteriler birer ikişer ufukta göründü, henüz satışa dönmedi ama buna hazırlıklıyım. Umutla bekliyorum...

04 Kasım: Üyesi olduğum Toastmaster grubunda Start up üzerine hazırladığım konuşmam.. Konu izleyicilerden olumlu not aldı, ileride bir seminer vermeyi planlıyorum




30 Kasım: İşe başlamadan önce konuştuğum kişilerden çok azı hariç şu soruyu duymuştum... Müşterin var mı? Ben de şu anda bir firmada çalışıyorum nasıl müşterim olsun yok demiştim... O zaman kuşkuyla bakmışlardı. Ancak Allah öyle bir müşteri gönderdiki kendine bağlı 10 müşterisi var neredeyse... Geçen hafta ilk ambalaj makinesi ile ilgili bağlantıyı gerçekleştirdik. O kadar kolay oldu ki ben de inanamadım. Sanki her gün yaptığım bir işmiş gibi bir rahatlık, bir sakinlik. Satış danışmanı bir arkadaşım ise şu yorumu yaptı. Zor olan bir yerde durup beklemeyi göze almaktır ondan sonrası ise zaten doğal olarak gelişir. Vira bismillah diyorum.. 

Aşağıdaki linkte ise özellikle sözleşmeler açısından güzel ve öz bilgiler / taslaklar var. 
http://ticaretokulu.blogspot.com.tr/

17 Aralık: İşe başlayalı 3 ayı biraz geçti, şimdilik her şey planladığım seyirde gidiyor. Ancak şirkete günlük sıcak para girişini sağlamam gerektiğine karar verdim. Ana işimde geri dönüş zaman aldığı için, ofis masraflarını düzenli olarak çıkarmam halinde işime daha rahat konsantre olacağımı düşünüyorum. Bu nedenle internet üzerinden online satış yapmak için kendime mağaza açtım. Portal N11.com ve Ebay.

06 Ocak: Edison gibiyim, Başarısız değilim sadece sonuca ve istenilen müşteriye ulaşmayan yollar deniyorum. Online satış sitesinde sadece ürün listelemenin ürünü satmasına yol açmadığını öğrendim. Ürünü müşteriye cazip hale getirmenin yolu reklamdan geçiyor olmalı. Bugün şirketimin facebook sayfasını reklam olarak çıktım. Bir günde yaklaşık 200 beğeni aldı bakalım kaç tanesi müşteri olarak dönecek. Bu arada çok çalıştığım için kendime ödül olarak Yılbaşını Barselona'da geçirdim:) Bu sefer seyahatim de tanıştığım insanlara mümkün olduğunca işimden bahsettim. 

19 Ocak: Bir haftalık Facebook reklamıyla 13000 kişiye ulaştım, 1718 beğeni aldım ve iki spam mesajı olarak geri döndü. Linkedin'deki faaliyetlerimi artırmaya karar verdim. Alibaba'ya iki ürün girdim ancak henüz satışa dönmedi. Online satışı keşke daha önce öğrenseymişim diye düşündüm. Çünkü ana faaliyetimi yaparken sıcak para girişini sağlayabilirsem süper olacak. Kendime hedef olarak belirlediğim 6 aylık alışma sürecinin 5.ayına girdim. 6 aylık alışma sürecinin az olduğunu düşünüyorum şu anda. Zaten ilk bir ay masama ve yeni ortama alışmayla geçti. 4.ayın sonunda yapmış olduğum bağlantıların yanısıra, insanlar yeni yeni dönmeye başladılar. Ayrıca Ekim ayında yapmış olduğum çalışmanın karşılığını dün aldım. Kutlama yapabilirim! 

4.ayın sonundaki tecrübeme bakarak şunu kesinlikle söyleyebilirim başlangıç için kendinize mutlaka süre tanıyın ve bu maliyeti önceden hesaplayın, çünkü kendinizi bir insana tanıtırken eğer paraya ihtiyacınız olduğunu hissettirirseniz, zayıf düşersiniz ve karar alma sürecinizi etkiler ve olmayacak işlere evet diyebilirsiniz, başlangıçta hayır diyebilme lüksünüz mutlaka olmalı.

25 Ocak: Facebook, Alibaba ve Linkedin'de günlük olarak ürün yayınlıyorum. Ayrıca Türkiye Odalar Birliği Sayfasından ücretsiz firma ilanı yayınlıyorum. Ürün gruplarına lokum, hasta önlüğü, makine ve çorap olarak yoğunlaştım. En çok feedback Facebook üzerinden geliyor. Online ticaretle ilgili olarak bir kaç kişiden fikir aldım. Herkesin söylediği online ticaret işi sabır... Bu hafta mobilya fuarı var. Fuarda biraz kartvizit dağıtacağım. 

01 Şubat: Alibaba hesabımı güvenlik denetiminden geçemediği için kapattı. Ürünler için tekrar hesap açmam gerekecek. İtiraz etmeme rağmen bir ilerleme sağlayamadım. Ürünleri üretici adına tekrar açmam gerekiyor. İkinci olumsuz geri dönüş ise reklam maillerime bir türlü yanıt alamayışım. Belki 200 ayrı mesaj gönderdim ama dönen yok. Bir arkadaşımla konuştuğumda email tanıtımları ile 300-400 mailden sadece bir tane müşteri kazanabildiğini anlattı. Email tanıtım mesajlarına ara vermeye karar verdim. Bunun yerine el broşürü hazırlayıp onu dağıtmaya karar verdim. Einstein'in dediği gibi hep aynı şeyleri yapıp farklı sonuç beklemek delilik bu nedenle sonuca ulaşana kadar farklı yöntemler izleyeceğim.

26 Şubat: Şu hayatta her şey bir tecrübe ve ben kendi işimi açmadan önce bu gerçekle yüzleşmeden senelerimi geçirmişim o da şu ki birincisi başkasının iş yerinde çalışarak bir senelerimi ziyan etmişim ikincisi ise başka birinin iş yerinde kurduğum hayallerin gerçekleşmemesinden hep müdürlerimi ya da patronu suçlu bulmuşum ister istemez. Oysa bugün anlıyorum ki kimsenin benim hayalimi gerçekleştirmek için bir amacı yokmuş olamazmış da... Onlar sadece benden kendi hayallerini gerçekleştirmek için yararlanmışlar yine de sabırlı olmuşlar sanıyorum o da çalıştıracak bir diğer insanı bulma zorluğundan olsa gerek... 6. ayımı kendi işimde bitiriyorum ve olayları insanları tamamen yeni bir gözle görüyorum. Belki bugün için çok acımasız yazı oldu ama sadece bunu anladığım için bile değer diyorum. Artık diğer insanlar benim için bir şey yapamaz yapmamalı da herkes kendi hayali için burada. Sorun benim eski düşüncemdeymiş. Şu anda ise kendimi hayata karşı zihin olarak özgür hissediyorum hiç olmadığım kadar. 

02 Mart: Geldim tek bir sorunun yanıtını aramaya. Karşımdaki insanı nasıl ikna etmeliyim ki cebindeki parasını benden hizmet ya da malzeme almak için çıkarıp bana versin? Bu düşünce seneler önce bana sigarayı bıraktırmıştı. O anda anlamıştım ki sigara almak benim isteyerek yaptığım bir şey değil. Beni bağımlı kılarak üstelik sağlığımı tehlikeye atarak her gün cebimden düzenli para çıkartıp sigara şirketlerine aktarmak işte bana yaptırılan buydu. Şimdi aynı soruyu kendime soruyorum. 

Bu günlerde firmamın reklamını yapmaya ağırlık verdim. 
www.kendimatbaam.com üzerinden yeni kartvizit yaptırdım inanılmaz uygun. Bunları kapalıçarşıda tanıdığım firmalara dağıttım. Ayrıca firmalara ulaşmak için fuar organizasyonu yapan şirketlere başvurdum. Mümkün olduğunca çok kişiye ulaşmam gerekiyor. Internations diye bir grubun business networkin aktivitesine katıldım. Faydası olur mu bilemiyorum genelde Türklerden katılım olmutu. Belki ileriki günlerde dönüşü olur. Güzel haber olarak ise ithalat yapmak isteyen bir müşteriye danışmanlık hizmeti vermek için çalışmalara başlıyoruz. 

28 Mart: Bugün sizinle toastmaster'de yaptığım bir konuşmamı paylaşmak istiyorum. Mükemmelliyetçilik üzerine. Toastmaster için konu seçerken her zaman çok zorlanıyorum. Çünkü hiç bir konu yeterince iyi değil, yeterince ilgi çekici değil, yeterince akıcı değil, yeterince o değil bu değil, böylece zaman kayıp gidiyor ve ortada hiç bir ürün yok çünkü sonucun mükemmel olmasına o kadar odaklıyım ki süreçte yaşanacaklarla bunlardan elde edeceğim deneyim ve bilgiyi gözüm görmez oluyor. Bu durum beni mükemmelliyetçilik üzerine düşünmeye sevk etti. Neden mükemmel olmalı ya da olmalıyım? Aslında toastmaster'e başlama amacım topluluk önünde konuşma becerisi kazanmaktı. Sonuç mükemmel olmayabilir ancak kendimi geliştirme yönünde attığım her adım saygımı hakediyor. Hem daha önceki konuşmalarımdan elde ettiğim bilgi şöyle; 3 tür tepki alıyorsunuz kimisi konuşmayı beğeniyor, kimisi eleştiriyor şöyle şöyle yapsaydın ya da şunu deseydin diyor kimisi de sadece beğenmiyor. Değişen tek şey bu tepkilerin oranları konuşmaya göre. Ben inançlı bir insanım Allah'a inanıyorum ve mükemmelliyetçilikle ilgili obsesif yaklaşımım sadece konuşmayla ilgili değildi, dünyayla ilgili ve yaşadıklarımızla ilgili sıkıntılarım vardı. Neden böyle dünya, neden savaşlar var, neden hastalanıyor insan, neden mutsusuz neden dileklerimiz olmuyor, burada da mükemmel olmadığını düşündüğüm sonuçlar yüzünden bütün süreci kaçırdığımı fark ettim. Sonuç ne olursa olsun burada bulunmamızın bir sebebi olmalı, ve bu sebep sonuçlarından bağımsız olarak saygıya değer. Allah bile kusursuz yarattığı dünyada benzer şekilde tepki almayı göze almışsa -insanların kimi seviyor, kimi eleştiriyor, kimi de beğenmiyor- ben de yaptığım işlerde tepkilere değil süreçte ne kadar ilerleyebiliyorum ne öğreniyorum buna odaklanabilirim diye düşündüm. Bu düşünceyi iş hayatıma uyarladığımda kendi işimde 6.ayı geçtim ve sonucu bir kenara bırakırsam kendimle ilgili iş hayatıyla ilgili insan davranışları ile ilgili inanılmaz bilgiler edindim. Henüz istediğim ciroya ulaşamadım hatta yakınından bile geçmiyorum ama kendi adıma hayatta yaptığım ender deneyimlerden biri oldu. Seneler boyunca başka firmalarda çalıştığımda hiç anlamamışım Patron ne düşünür, müdür ne düşünür benim hayatımdaki rolleri ne olmalı? Yani 6 ay önceki insanla aynı insan değilim artık. Sonuç istediğim gibi olmayabilir canım sağolsun ama öğrendiklerim ve hayata bakış açımın değişi geleceğimi tamamen değiştirdi. 

Sıcak para konusuna hali hazırda bir çözüm bulabilmiş değilim. O nedenle e-ticaret üzerinden ilerleyeceğim ancak kendi sitem üzerinden satış yapacağım. 

İkinci olarak Malta'da bir dil okulu ile anlaştık. Buradan öğrenci göndereceğiz.

Söylemiş miydim? Kısmetse Londra'ya gideceğim Nisan ayında. Biraz piyasa araştırması da orada yapacağım.

21 Nisan: Kendi e-ticaret sitemi anons etmekten gurur duyuyorum. http://www.shopingalaxy.com Wix üzerinden e-ticaret sitesini kurguladım. Aslında niyetim ingilizce ve turkçe olarak açmaktı ancak Wix iki dile aynı sitede destek vermediği için bir çözüm bulmam gerek. Alışana kadar türkçe bırakacağım. 
Haftaya Londra'ya gidiyorum, gitmeden önce fuarlara baktım ve tesadüfen kırtasiye fuarının olduğunu gördüm. Gitmişken fuar ziyareti de yapacağım.

16 Mayıs: Londra'daki fuar güzeldi ancak genellikle göze çarpan ürünlerin Türkiye'de bir temsilcisi vardı hali hazırda. Bir ürün bulabildim özellikli. Döndükten sonra işlere kaldığım yerden devam. Ancak motivasyon konusunda bazı günler modum çok düşük oluyor. İnternet üzerinden gönderdiğim tanıtım maillerime dönen hiç bir firma olmadı. Sadece TOBB üzerinden yazdığım bir firma İstanbul'a geldi ancak o da ingilizce bilmediği için yardımcı olamadım. Bu aralar bu işin içinde olan herkesle bilgi alışverişi yapıyorum. Neyseki bana özel bir durum değil, gıda sektöründe de arkadaşım herkese mail atıyorum, ateşeliklere yazıyorum ama bir satışa bile dönmüyor dedi. Öyleyse bu işin sırrı ne? Online satış sitesi için kredi kartı ödeme bağlatmak için başvurdum. Bir firma geri çevirdi. Bir bankanın limitli sanal pos uygulaması var, ona başvurdum.

Babet ürünler için Instagramda sayfa açtım. Ayrıca Etsy gibi sitelere de koydum. Ancak henüz tek satışım yok, eş dost haricinde. 

Çindeki firma ise başka bir firma ile anlaşmış tekrar fuara katılacağız ekim ayında.

23 Mayıs: Bugün güzel haberler peşpeşe geldi. İlk haber Europage sayfasına vermiş olduğum aylar öncesi tanıtıma Cezayir'den bir talep geldi ve bugün skype üzerinden görüşme yaptık. Birlikte iş birliği imkanı olacak gibi. İkinci haber ise tanıtımını yapmış olduğum Akü yardımcı ürünü için numune de olsa sipariş geldi ve en sonuncusu en sona sakladım. İlk online siparişimi aldım N11 üzerinden. Bir an mail gelince gözlerime inanamadım. Siparişiniz var! Aklıma Mesajınız var filmindeki Meg Ryan geldi. Güzel bir gün oldu. 

03 Haziran: Europage portalına vermiş olduğum makine ilanına talep bu kez Etiyopya'dan geldi. Europage müşteri bulma açısından bana en faydalı portal olacak. Ancak Afrika sorunlu bir bölge olduğu için ve dolandırıcı çok olduğu için dikkatli olmamız gerekiyor. Bu nedenle hemen Türkiye Addis Ababa ateşeliğine firma ile ilgili olarak bilgi talebinde bulundum. Ateşelikler bu konuları çok ciddiye alıyorlar. Hemen yanıt geldi. Firma ticaret odasına kayıtlıymış ve Etiyopya ithalatı hakkında genel bilgilendirme yaptılar. Bravo diyorum! Bundan sonrası fiyat ve kaliteye kaldı. Kısmet ne diyelim.

15 Temmuz: Her gün kafamda aynı soru. İnsanlar benden ne satın alabilirler? Onlara ne satabilirim? Online satış için mal bulmak kolay ancak rekabet çok fazla aynı üründen aynı görselle sadece fiyat farkı ile satış yapmak iğne ile kuyu kazmak gibi bir şey. Online satışta başarı için özgün bir malzeme ve tarz yaratma yoluna gideceğiz başka çare yok. Bunun için bir tasarımcı arkadaşımla birlikte kendi butiğimiz için kaliteli ve basit bluz modeli çıkartıp, aksesuarla kombinlemeye karar verdik. Böylece online de yer alan yüzlerce aynı mal/ farklı satıcı sarmalından çıkmayı hedefliyoruz. Düşük fiyat yarışına girmeden kaliteli ve özgün bir tarzla kendi müşteri kitlemizi yaratacağız. Diğer konu ise etrafta mal fazlası var bu nedenle ürünler sadece konsinye olarak kendine yer bulabiliyor, diğerlerinin de oturmuş kendi müşteri kitlesi var. Eminönünde toptan malzeme alabileceğim bir firmayla görüştüm. Ancak onda da aynı sıkıntı var. Diğer satıcılar düşük fiyatla kargo dahil yolluyorlar. Rekabet etmek imkansız. 

18 Temmuz: Bugün Lora arkadaşımla piyasa araştırması için tahtakaleye iniyoruz. Amacımız kombin yapmak için malzeme bulmak ve toptancılarla tanışmak. İlk önce geçen gün ziyaret ettiğim Şark Hana gidiyoruz. Bu kez gezemediğimiz diğer katlara da bakıyoruz. O da ne? Ülke ticaretinin en eski merkezleri Çinlilerin eline geçmiş, baya baya Çinliler dükkan açmış, çalışanı sahibi Çinli bir de koridordan birbirlerine konuşuyorlar Çindemiyiz Türkiyede mi belli değil:) Tabiki yabancı sermaye ve mala karşı değilim ancak bu da biraz fazla değil mi? Lora ile bütün gün mağazaları geziyoruz görünen o ki mal çok var, her yer malzeme kaynıyor ama soru şu bu kadar malzemeyi nerede/kime satacağız. Malzeme ile birlikte hizmeti nasıl birleştirip satabiliriz?

25 Temmuz: Hayatın değişik bir kuralı var sanırım çözebilene aşk olsun. Olay şu, online web sitesi açarken bir arkadaşla tanışmıştım. Online site fikrini o ortaya attı beraber yapmaya karar verdik. Ama sonra aniden çekildi ben de yüz üstü bırakılmaya çok alıştığım için oralı olmadım ve kendimce yapabildiğim kadarıyla yaptım. Sonra günlerden bir gün, bir forumda hiç bilmediğim hiç tanımadığım biriyle tanıştım. Bu arkadaşımız beni hiç tanımadığı halde online websiteme yardımcı olmayı teklif etti. Ben de ne yapayım tabiki kabul ettim:) İlk arkadaşın yapmayı söylediği her şeyi kendiliğinden yapıyor şu anda. Hayat bir yandan kırıp döküyor, diğer yandan tamir edeceğim diye uğraşıp duruyorsun ne kır ne dök, öyle her şey Alattinin cini gibi olsun itirazım olmaz

Ofisin yenilenme zamanı geldi ancak mali veriler ortada.  o nedenle küçülmeye karar verdim. Artık sanal ofis olarak tutacağım

04 Ağustos: 11 ayın özetini geçiyorum, bolca beklenti, çokça hayal kırıklığı, biraz harbi acı az biraz da mutluluk. Bu hafta tahtakaleye ikinci kez gittim. Swarovski bir ürün için numune siparişi açtım, bu ürün Türkiyede henüz satılmıyor en azından bu marka adı altında. Ürünü görenler genelde beğenildi hatta önemli bir zincir mağaza deneyeceğini söyledi bile. Artık beklentiye girmiyorum bakalım kısmet diyorum. Bir başka gelişme ise, retro gözlük ve saat satan bir tanıdığımla ürünlerini internetten satmak için anlaştım. Biraz ürün yükleyeceğim. Toptana mal verme şansımız yoksa, mecburen son tüketiciye ulaşmak gerekiyor. Biraz da böyle deneyelim bakalım.


22 Ağustos: Cuma günü İstanbul Ticaret Odasının ikili görüşmeler toplantısına katıldım. Ticaret Odası Etiyopya'dan bir grup iş adamını İstanbul'a getirmiş ve üyelerle ikili görüşme ayarlamış. Bir iş arkadaşım bana haber verdi sağolsun. Görüşmeye giderken biraz tedirgindim sanki ilk kez gittiğimi anlayacaklarmış gibi, ama görüşme başlayınca tedirginliğim geçti yine de çekingenliğim üzerimdeydi ve başka kimseyle tanışmadan geri döndüm. Bundan sonraki toplantılara daha hazırlıklı gitmeye karar verdim. Swarovski taşlı ürün numuneleri geldi. Çok güzeller umarım satışlar da iyi gider. Yarın toptan dağıtım için bir arkadaşımla görüşeceğim. Bunun haricinde Malta dil okulu için anlaşma yapmıştım. Bunu çalışanlar için promote etmeye karar verdim. Çok umutluyum. Ofisi fiziki olarak iki hafta daha kullanabileceğim ondan sonrası için sadece sanal adres olarak kullanabileceğim. Burayı seviyorum umarım daha başarılı olabilir ve geri dönerim.









19 Eylül: Bugün evden çalışmaya başladığımın ilk günü. 3 ay boyunca dışarıdan takip edeceğim işlerimi bir yandan biraz içim burkuluyor, çünkü her sabah kalkınca gideceğim bir ofisin olması keyifliydi ama diğer yandan ofise gidince biraz fazla iç mekana kapattım kendimi belki bu süreçte daha fazla dışarı çıkar, daha çok insanla ve dolayısı ile müşteri ile tanışma imkanım olur. Bu arada Nisan ayında yaptığım görüşmeler Eylül ayında potansiyel müşteri olarak geri döndü. Libya'dan bir müşteri buradan malzeme almak istiyor. Geçen hafta Rami gıda pazarına birlikte seyahat yaptık. Ekim ayında ise geçen sene fuara katılan Li arkadaşım bu sene Lednoon firması adına fuara katılacak. Kafam hem olumlu hem olumsuz gelişmelerle dolu. Bu kadar belirsizlikten olumlu bir şey çıkar mı? Deneyeceğiz göreceğiz.

09 Ekim: Çok şükür bu fuarıda alnımızın akıyla bitirdik. İki haftadır evden çalıştıktan sonra tekrar yoğun tempoya girmek resmen beni bitirdi. Bir kez daha anladım ki, evden çalışmak gerçekten çok büyük disiplin ve motivasyon istiyor. İnsanın beyni evdeyken iş moduna bir türlü geçmek istemiyor bu nedenle bu süreyi genellikle ingilizcemi ilerletmek için kullandım. Çarşamba günü sabah erkenden Li ve King Otele yerleştiler. Otel için önce fuar evlerini düşündüm ama araştırınca hem ekonomik hem de çok rahat olamayacağı kanaatine varınca soluğu doğru Sultanahmet'te aldım. Shabana arkadaşımın daha önce de kaldığı Alaturka Hotel'ini hem ekip/oda/konum/fiyat olarak beğenince oraya reservasyon yaptım. Çarşamba günü Dış Ticaret Komplexinde ikili görüşme randevüsü almıştım. Saat 10:45'te ilk randevümüze yetiştik. King ve Li kendilerinden başka çinli göremeyince mutlu oldular ve etkilendiler. Tunus'tan 3 firma ile görüşme yaptık. Sonra fuara da ziyarete geldiler. Fuar genel olarak başarılı geçti. Firmalar geçen senede katıldığımız için bizi tanıdılar, zaten Li'nin söylediğine göre müşteri kazanımın 1 ya da 2 yılı bulması normalmiş. Bu sene güvenlik nedeniyle çoğu firma katılımdan vazgeçmiş katılımcı sayısı azdı ona oranla ziyaretçi sayısı çoktu. 

Yarından itibaren de 3 gün fuarda bizi ziyarete gelen firmaları yerlerinde ziyaret edeceğiz. Fuarda bazı yeni kişilerle tanıştım iş birliği için kovalayacağım.

16 Aralık: Fuar sonrası gelişmeler de maalesef umduğumuz gibi ilerlemedi. Zaten küçülmeye karar vermişken artık daha fazla direnmenin bir anlamı olmadığına karar verdim. Bu yıl bitmeden ofisi kapatma kararı aldım. 1 sene 4 ay sonra geldiğim nokta da neyi yapsaydım daha başarılı olurdum bilemiyorum, ancak kendi işim sayesinde daha önce görmediğim, deneyimlemediğim bir sürü olaylar yaşadım. Hayatımın bundan sonrasında tekrar kendi işime dönmeyi planlıyorum ama şimdi kısa bir ara gerekiyor.

28 Aralık: Nisan ayında Bay Achraf'la Europan Page sitesinden yazışmaya başlamıştık. Nihayet Aralık ayında İstanbul'a makine bakmak için geldiler. Bu benim internet üzerinden ulaştığım ve bir müşteriye dönüştürdüğüm ilk çalışmam. Açıkçası benim için oldukça önemli bir gösterge oldu. Demek ki yapılabiliyormuş geleceğim için bana ümit verdi. Gerçi ikinci makine için Konya'ya gidecektik ancak uçuş iptal oldu tüm gün. Alım gerçekleşmedi ama ben yine de çok mutlu oldum. Onlarda burada olmaktan mutlu oldular. Ve karar anı, dün muhasebeye kapatma için talimat verdim. Sadece geri dönmek için 3 haftam var. Almanların bir ata sözünde dediği gibi Umut en son ölür. Allah büyüktür.



27 Ocak: Üzülmeyin ve gevşemeyin, eğer inanıyorsanız galip gelecek olan sizlersiniz. Bir diğeri ise kaybettiğin her şey başka bir surette geri döner- üzülme. Birazdan çıkıp şirketimin kapanışını vereceğim. Biraz üzgünüm ama istediğim her an yeniden açabilirim. Çok güzel 16 ay geçirdim. Geriye dönüp bakınca iyiki denemişim diyebileceğim. Devamı gelecek inşallah

03 Mart: Bu Çarşamba yeni deneyimler yaşamak üzere Katar'a yola cıkıyorum. İstanbul'da bir müddet iş baktım ama hem piyasanın keyifsiz olması hem de motivasyonumun düşmesi nedeniyle çok asılamadım. Daha önce Derya arkadaşımla Dubai'ye gidermiyiz diye konuşmuştuk, Dubai olmadı ama Katar oldu. Hem Türklere 90 gün vizesiz seyahat hakkı hem de orada tanıdıkların olması Katar olarak kararımızı vermemize yol açtı. Bu kez bir Seyahat Ajansının da temsilciliğini alarak Katar'a gidiyorum. Biraz buruklukla birlikte kendime yine de en iyi insanlar ve en iyi iş fırsatlarını diliyorum. Bu yola çıktığımda bir hayalim vardı. Eve Ful time şöförlü araç tahsis edecektim, geldiğim noktada ise annemden para alarak yola çıkıyorum:) Üzüleyim mi sevineyim mi bilemiyorum, ancak bugün bir kitapta okuduğum gibi, başarının zıttı başarısızlık değil, vasatlıktır. Gerçi bu zaman zarfında edindiğim iş bağlantılarını Katar'da hem yeni bağlantılar için hem de yeni işler için kullanabileceğim, hepten zararda değilim. Bir de sağolsun acente size isterseniz maaşlı bir iş bakabiliriz dediğinde bir an durdum ve çok teşekkür ederim ama dayanabileceğim kadar dayanmak istiyorum dedim. Eskiden olsaydı çok mutlu edecek maaşlı bir iş teklifi olasılığı beni heyecanlandırırdı ancak bu noktada kendi işimi yapmayı çok benimsediğimi fark ettim. 

10 Nisan 2017: Bir ayı geçti Doha'dayım. Geçen sene ağır bir kriz olmuş burada, ve işten çıkarmalar olmuş, maaşlar yarıya düşmüş bazı yerlerde. Ve maalesef en çok tercih edilecek turizm ayağı ise güvenlik endişesi ile rafa kalkmış durumda. Burası gerçekten güvenlik dolu bir ülke ve kendinizi hayatın rahat akışına kaptırıyorsunuz hiç düşünmeden. Her gün ayrı olayla sarsılan ülke bana bile şu an sıkıntı veriyor. Burada marketlerde özellikle Kozmetik, mutfak ve Hijyen ürünleri %50 oranında daha pahalı. Şehrin neredeyse her yanı kazılıyor, inşaat şirketleri her yerde. Türk şirketleri de var, çalışanlar ise genellikle filipinli, hintli, mısırlı. 

Önemli web portalları: http://www.qatarliving.com/ http://www.gulf-times.com/classified bu gazetenin ilanlar sayfasında günlük iş ilanlarını takip edebiliyorsunuz. Emlak için https://www.justproperty.qa/ sitesine göz atılabilir. Ofis kiraları ise ortalama 1000 qr den m2 için başlıyor Pearl, West Bay bölgesinde. İçeri doğru ise daha büyük ofisler 100 m2 olarak 10000 qr olarak kiralanabilir. Ancak ofiste ağırlama dönemi çoğu yerder bittiği için otellerde lobilerde toplantı yapmak daha yaygın.

Burada 4 meetup düzenledim. İlkinde burada yerleşik eski bir katarlı firmanın müdürü ile tanıştım ve çok yardımcı oldu. Türk şirketleri ile çalışmak istiyorlarmış onlarla bir proje yapacağız kısmet. Onun haricinde eğitim burada zayıf, mesleki eğitim üzerine danışmanlık şirketi kurulabilir. Ancak Katarlı bir firma ile ortaklık yapmak gerekiyor ve eğer Katarlı firma işinde iyi değilse o zaman danışman firmanın çok iyi olması gerekiyor yoksa işiniz sürüncemede o eksik, bu eksikle yürümez gitmez. Burada yemekle ilgili olarak Sanayi bölgesini ziyaret ettim. Artık fiyat ve kalitenin öne çıktığını söyledi eskiden fiyata aldırmazlarmış ancak rekabet artmış. Bence bu Türk üreticileri için fırsat, çünkü ne avrupa kadar pahalıyız ne de çin kadar kalitesisiz. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder